26 Nisan, 2008

soluğunun sıcağından kapanıyor gözlerim
özlemek bir addı, bildim
sırtından süzülen damlayla yanmış ağzım
yüzünü koşuyor
nalları sökülü bir atım
ve batıyor kirpiklerin
acıseverlikse bu..
ve karanlık,
kadife yumuşaklığı gecenin
yüzüm, gecenin ardı..
uzadıkça uzuyor..
ki tan bile kırılmıyor göğsünde göğün
neyim ki.. bir deniz.. kıyılarıyla tanımlı
kıyım.. kıyılarım.. sen..

elimi tut.. dünya hızlı.. elimi tut..
ki tutunabilelim dönüşünde dünyanın..

kokunu anlatabilirim sana.. sesini..
sessizliğini sesinin:
kırmızı festival orkestrası!
müziğimiz: requiem.

demiştim:
kollarını sarabilecek kadar büyük
yaşamdan ölüm
"bir ölmeye" ulanabilecek kadar çocuğum şimdi
ve hurufinin boşluğunda sevimiz..

23/ XI/ '06

17 Nisan, 2008

işim bu:
koşup koşup
kapıların kapanmasında
yüzümü parçalamak..
gözlerimi
kıpkızıl oluncaya dek dövmek
sanki demirmiş gibi
tokmağında kapının..
bodur ağaçlar evet!
hep göğe bakan
ama hep bodur
makiler yetiştirmek..
toprağım kanlı ve besili..

niye sanki ayrık otları
ayrılık oluyor uzak olup uzayınca?

10 Nisan, 2008

isimsiz

soluk soluğa bir hayvanım endişe ormanında, salyalarımı bırakarak izini taşıyan her eşyaya onun, arıyorum. onu, evet. tüm düğün müziği vurmalılarında, elin her kalkışına yapışan bir özlemek oluyorum. hiçbir müzisyen taklit edemiyor ritmini kalbimin. ama söyle bana ey! hangi denizin giysisi olur üzerime. öfke ve kan için? görse korkar şimdi, aradığım benden. tüm sözcükler için korkuncum. tüm sözcükler için korkuncum. ama ki bilse, istediğimi, kalbini kalbimin ritminde uyutmayı. uyur muydu benimle?
niye sanki paramparça günler ve renkli
örtüyorum düşünün kırkpâre yorganını
kırk parça sabahımın üzerine
yamalı kefen!
toprak kokusunu duyabildim sonunda
birinin saçında
bozkırın esmerliği ve sonsuzluğunun ortasındaki
cılız, sarı otlarda..

kaz hikayesi

gözleriyle gözlerimin arası çok uzak değil.. yüzümde ne okuduğunu değil, yüzümde okuduğunun onda nasıl bir sona varacağını düşünüyorum. elbette o, çok sabırlı bir kazdı. çünkü üçüncümüz gideli kaç göl oluyordu. şimdi, birazdan ya da, bir rahatlık yayılacak yüzünden, bir sıcaklık.. beni bırakamazdı bu sivrisinek dolu meraya. ben, onun bıçağı tutan elinde birkaç damla ter olarak bitiriyorum gözlerindeki yansımamı...